|
Canınız
sıkıldı. Giyinip dışarı attınız kendinizi.
Amaçsızca dolaşıyorsunuz sokaklarda. Bomboş
koca bir gün. Mağazaları geziyorsunuz, insanları
seyrediyorsunuz. İşte, ilerde bir kitapçı
var. Neden olmasın,acaba neler var? İçeri
giriyorsunuz. Garip bir his kaplıyor içinizi.
Etrafınızda bir sürü kitap. Kitapların kokusunu
içinize çekiyorsunuz. Yavaş yavaş unutuyorsunuz
dışarıyı, gezdiğiniz sokakları, baktığınız
vitrinleri, insanları.. Küçük bir dünyadasınız
artık. Kitaplar arasında dolanmaya başlıyorsunuz.
Düşünmeden uzanıveriyor eliniz birine ve
sonra bir diğerine, bir diğerine... Hepsinde
bir hayat, rüya, hayalgücü gizli. Bir tanesini
yakalıyorsunuz. İşte bu tam size göre. Sımsıkı
tuttuğunuz kitabınızla, diğer kitapların
sessizliğini geride bırakarak, evinize doğru
yola çıkıyorsunuz. Aklınızda tek bir düşünce
var: "Bir an önce evde olmalıyım."
Sonunda
evinizdesiniz. Odanızın en rahat köşesinde,
yanınızda çayınız veya kahveniz; kitabınızla
başbaşa başka hayatlara, başka zamanlara,
başka duygulara... Zaman duruyor. Bir ses
duyuyorsunuz. Kapı ya da telefon. Dünyanızdan
sıyrılmanın şaşkınlığı var üzerinizde. Ara
vermek zorunda kalıyorsunuz. Merak içinizi
kemiriyor, kitabınıza devam etmek için acele
ediyorsunuz.
|
OZANLAR
DERNEĞİ
|
|
|
Bilmezler
yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bilmezler. |
|
|