Her
sene okul kapanınca Altınoluk' taki yazlığımıza gideriz. Arkadaşlarımla
her sene başımıza bir şey gelir. Yine bu sene ailemizin asla izin
vermediği bir gezi düzenlemeye karar verdik. Manastır Çayı'na gidip
orada kurbağa yakalayacaktık.
Bisikletle
yirmi dakikalık mesafemiz vardı. Ama çaya ulaşabilmemiz için ana yoldan
geçmemiz gerekiyordu. Kocaman tırlar ve otobüsler bu yolu kullanıyordu.
Tehlikeli olduğu için anayola çıkmamız yasaktı. Ama yine de biz bir
sabah, altı kişi çantalarımızı sırtlayıp bisikletlerimizle yola koyulduk.
Çaya geldiğimizde bir ağaç kenarına çantalarımızı koyduk. Evden aşırdığımız
kurabiyeleri yedikten sonra kurbağaları gözlemeye başladık. Sağ tarafta
bir kurbağa duruyordu. Ses çıkarmadan yaklaşmaya başladık. Tam yakalayacağımız
sırada kurbağa bizi farketti ve kaçmaya başladı. Biz de hızlanıp ona
doğru giderken Oğuz'un ayağı takıldı ve suya düştü. Biz de peşinden.
Her tarafımız çamur olmuştu. Ama vazgeçmedik ve bir çanta dolusu kurbağayla
eve döndük.
Siteye girdiğimizde annelerimiz bizi meydanda sinirli bir şekilde
bekliyorlardı. Her tarafımız çamur içinde annelerimize bakıyorduk.
Tam annem bir şey söylemek üzereydi ki Ömer çantayı açtı ve bütün
kurbağalar dışarı çıkıp kaçmaya başladı. Bir sürü kurbağa zıplayarak
annelerimize doğru gitmeye başladı. Annelerimiz çığlık atarak kaçarken
biz de saklandık. O an için kurtulmuştuk fakat akşam eve dönmek zorunda
kalınca hepimiz iki gün ceza aldık. Yine de çok eğlenmiştik.